Becerilerin Yüzde 39'u Değişecek: Kaydetmek Yetmiyor, Öğrenmek Gerekiyor

İzlenecek videolar, okunacak yazılar ve ekran görüntüleri telefonlarda birikirken, kişisel gelişim hedefleri ertelenebiliyor.

İzlenecek videolar, okunacak yazılar ve ekran görüntüleri telefonlarda birikirken, kişisel gelişim hedefleri ertelenebiliyor. Eğitmen ve yazar Dr. Müh. Gülay Savaş, bilgiye erişmekle onu öğrenmek arasındaki farka dikkat çekerek, bireyleri bir hafta boyunca tek bir bilgiyi günlük yaşamlarında uygulamaya davet ediyor. Savaş’a göre gelişimi değerlendirmek için sorulması gereken soru, “Ne kadar içerik kaydettim?” yerine “Öğrendiğim hangi bilgiyi kullanabildim?” olmalı.

Bir iletişim önerisini daha sonra denemek için kaydetmek, zaman yönetimi videosunu izleme listesine eklemek, kariyer tavsiyesinin ekran görüntüsünü almak… Her biri gelişme isteğinin bir işareti. Ancak bir içeriğin telefonda saklanması, ihtiyaç duyulduğunda hatırlanacağı veya davranışa dönüşeceği anlamına gelmiyor. Dr. Müh. Gülay Savaş, kişisel gelişim için ayrılan zamanın sonuç vermesinde, içerik seçiminin ardından gelen hatırlama ve uygulama adımlarının belirleyici olduğunu vurguluyor.

Konunun öğrenciler kadar çalışanları, yöneticileri, ebeveynleri ve yeni bir alana yönelmek isteyen yetişkinleri de ilgilendirdiğini belirten Savaş, “Kaydet düğmesine bastığımızda bilgiye yeniden ulaşma olanağı elde ediyoruz. Öğrenip öğrenmediğimizi ise o bilgiyi kendi cümlelerimizle açıklarken ve bir sorun karşısında kullanırken görebiliyoruz. Daha iyi iletişim kurmakla ilgili bir videoyu saklayan kişinin, bir sonraki zor konuşmada hangi davranışını değiştirdiğine bakması gerekir” diyor.

Beceriler değişirken öğrenme biçimini de yenilemek gerekiyor
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 tarihli İşlerin Geleceği Raporu, işverenlerin 2025–2030 döneminde çalışanların mevcut becerilerinin ortalama yüzde 39’unun dönüşmesini veya güncelliğini yitirmesini beklediğini ortaya koyuyor. Binden fazla işverenin görüşlerine dayanan rapora göre, dünya iş gücü 100 kişiden oluşsaydı bunların 59’unun 2030’a kadar eğitime ihtiyacı olacaktı. Bunlar işveren beklentilerini yansıtan küresel öngörüler; Türkiye’ye özgü gerçekleşmiş sonuçlar değil.

Bu tabloyu değerlendiren Savaş, “Yeni bir beceri edinme ihtiyacı, çok sayıda kaynağı aynı anda takip etme baskısı yaratabiliyor. Oysa kişinin önce hangi ihtiyacını karşılamak istediğini netleştirmesi gerekiyor. İşinde daha iyi sunum yapmak isteyen biriyle, sınava hazırlanan bir öğrencinin uygulama hedefi farklıdır. İkisinin de kendisine sorması gereken soru, seçtiği içeriğin sonunda neyi yapabilir hale gelmek istediğidir” ifadelerini kullanıyor.

Bilginin yerini hatırlamak içeriğini hatırlamakla aynı şey değil
Bilgiyi dış kaynaklarda saklamak, zihinsel yükü azaltan yararlı bir destek olabiliyor. Bununla birlikte, yeniden erişebileceğimiz bilgileri nasıl hatırladığımız da değişebiliyor. Science dergisinde 2011’de yayımlanan ve dört deneyin sonuçlarını ele alan araştırma, bilgiye daha sonra ulaşacağını düşünen kişilerin bilginin kendisini daha az, nereden erişebileceklerini ise daha iyi hatırlayabildiğini gösterdi. Bu bulgu, bugün kaydedilen her videonun unutulacağını kanıtlamıyor; erişim güvencesiyle içeriği hatırlama arasındaki ayrımı açıklamaya yardımcı oluyor.

Savaş, dijital arşivlerin bir uygulama planıyla birlikte kullanılmasını öneriyor: “Bir yazıyı kaydettiğinizde yanına tek cümle ekleyin: Bunu nerede kullanacağım? Ardından takviminizde deneyeceğiniz zamanı belirleyin. Böylece bağlantı, okunmayı bekleyen bir satır olmanın ötesinde, belirli bir ihtiyaca hizmet eder. Haftalarca açmadığınız bir listeyi gördüğünüzde kendinizi suçlamak yerine, içinden bugün işinize yarayacak tek bir içerik seçebilirsiniz.”

Araştırmalar aktif hatırlamanın değerini gösteriyor
Öğrenilen bilgiyi kaynağa bakmadan hatırlamaya çalışmak, öğrenme araştırmalarında “geri getirme pratiği” olarak adlandırılıyor. Psychological Bulletin’de 2021’de yayımlanan bir meta-analiz, 222 bağımsız çalışmadaki 48.478 öğrencinin verilerini bir araya getirdi. Araştırma, kısa sınavlar ve sorularla bilgiyi hatırlamaya çalışmanın, sınıf ortamındaki akademik başarı üzerinde ortalama olarak orta büyüklükte olumlu bir etki oluşturduğunu belirledi. Etkinin düzeyi, geri bildirim verilmesi ve uygulamanın tekrarlanması gibi koşullara göre değişiyor.

Bu sonuçların yetişkinlere yönelik her kişisel gelişim eğitimi için aynı başarı oranı anlamına gelmediğini belirten Savaş, gündelik yaşamda kullanılabilecek yaklaşımı şöyle açıklıyor: “Bir videoyu bitirdiğinizde ekranı kapatın ve aklınızda kalanları anlatın. Sonra kaynağa dönerek eksik veya yanlış hatırladığınız bölümleri kontrol edin. Anlatırken zorlandığınız noktalar, hangi kısmı yeniden çalışmanız gerektiğini gösterir. Kendi öğrenme sürecinizi gözlemlemek, bir sonraki adımı daha bilinçli seçmenizi sağlar.”

Yedi günlük deneyde bir içerik ve bir uygulama hedefi
Savaş, bilgi tüketimi ile uygulama arasındaki farkı görünür kılmak için bir haftalık kişisel öğrenme deneyi öneriyor. Bu çalışma, kısa sürede kalıcı alışkanlık kazanma vaadi taşımıyor. Amaç, seçilen bir bilginin ne kadarının hatırlandığını ve hangi koşullarda kullanılabildiğini gözlemlemek. Deney için kişinin kendi yaşamına uygun, küçük ve sonucu gözlenebilir bir hedef seçmesi gerekiyor.

İlk gün, kaydedilen içerikler arasından tek bir kaynak seçiliyor ve neden gerekli olduğu yazılıyor. “İletişimimi geliştireceğim” gibi geniş bir niyet yerine, “Bir sonraki görüşmede karşımdakinin sözünü kesmeden dinleyip söylediklerini özetleyeceğim” gibi somut bir hedef belirleniyor. İkinci gün içerik dikkatle inceleniyor; ardından kaynak kapatılarak üç ana fikir kişinin kendi cümleleriyle yazılıyor. Kaynağa yeniden dönülüp bu notların doğruluğu kontrol ediliyor.

Üçüncü gün, öğrenilenlerden biri gerçek bir durumda deneniyor ve ne olduğu kısaca kaydediliyor. Dördüncü gün, içeriği tekrar açmadan ana fikirler hatırlanmaya çalışılıyor; unutulan bölüm için kısa bir tekrar yapılıyor. Beşinci gün aynı bilgi farklı bir durumda kullanılıyor. Altıncı gün kişi, öğrendiğini bir başkasına açıklıyor veya kısa bir ses kaydıyla kendisine anlatıyor. Yedinci gün ise ilk günkü hedefe dönerek neyi hatırladığını, neyi uyguladığını ve nerede zorlandığını değerlendiriyor.

Bu yaklaşımın farklı yaşam alanlarına uyarlanabileceğini söyleyen Savaş, “Bir öğrenci çalışma tekniğini tek bir konu üzerinde deneyebilir. Bir çalışan, kaydettiği zaman planlama önerisini ertesi günkü programına uygulayabilir. Bir ebeveyn, dinleme üzerine öğrendiği bir yaklaşımı aile içindeki bir konuşmada kullanabilir. Haftanın sonunda elinizde, neyin size uygun olduğunu gösteren somut gözlemler olur. Yeni hafta için de bu gözlemlerden hareketle bir karar verebilirsiniz.” diyor.

Kısa içeriklerin ardından uygulamaya zaman ayırmak gerekiyor
OECD’nin Temmuz 2025’te yayımladığı Trends in Adult Learning raporu, 2023 Yetişkin Becerileri Araştırması verileri üzerinden yetişkin öğrenmesinin yapısına ışık tutuyor. Raporda, iş ile ilgili yaygın eğitim faaliyetlerinin yüzde 42’sinin bir gün veya daha kısa, yüzde 40’ının ise bir günden uzun ve bir haftaya kadar sürdüğü belirtiliyor. Bu oranlar sosyal medya videolarını değil, raporun ele aldığı eğitim faaliyetlerini kapsıyor. OECD, kısa eğitimlere aşırı bağımlılığın kapsamlı beceri dönüşümünü sınırlayabileceğine dikkat çekiyor.

Savaş’a göre bu bulgular, kısa bir içerikten veya eğitimden sonra öğrenmenin nasıl sürdürüleceğini planlamayı önemli hale getiriyor. Kişisel gelişimde, kişinin kendi dikkatini ve çalışma biçimini tanıması da bu planın bir parçası. Savaş, “Bir yöntemi uygularken zorlandığımızda hemen kendimiz hakkında olumsuz bir yargıya varabiliyoruz. Önce hedefin büyüklüğüne, ayırdığımız zamana ve nasıl çalıştığımıza bakmalıyız. Öğrenmeyi öğrenmek, bu soruları sorabilmek ve gerektiğinde yaklaşımımızı değiştirebilmektir.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kendi öğrenme sürecini tanımak isteyenlere eğitim olanağı
Dr. Müh. Gülay Savaş’ın genel katılıma açık Öğrenmeyi Öğrenme Temel Seviye eğitimi; dikkat, hafıza, hatırlama ve bilginin farklı durumlara aktarılması gibi başlıkları ele alıyor. Programda kişinin neyi bildiğini ve hangi noktada zorlandığını fark etmesine yardımcı olan üstbiliş yaklaşımı ile pasif öğrenme ve tekrarsızlık gibi öğrenmeyi güçleştiren etkenler işleniyor. Ön koşul veya alan bilgisi gerektirmeyen eğitim, günlük yaşamdan örneklerle kendi öğrenme sürecini değerlendirmek isteyen katılımcılara yönelik olarak sunuluyor.

Savaş, kişisel gelişim için başlangıç adımını şu sözlerle özetliyor: “Kaydettiğiniz içeriklerden birini seçin ve bu hafta yaşamınızda nerede kullanacağınıza karar verin. Deneyiminiz, güçlü yanlarınızı ve desteğe ihtiyaç duyduğunuz noktaları daha görünür hale getirebilir. Öğrenme biçimini tanımak ve geliştirmek isteyen herkesi, bu süreci eğitimlerimizde birlikte ele almaya davet ediyoruz.”

Eğitim içeriği ve başvuru bilgilerine www.gulaysavas.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.

Yorum Yaz

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.
  Nobel ödüllü kadınlar
Nobel ödüllü kadınlar