Sanat Piyasasında Asıl Değer Artık Duvardaki Tabloda Vitrindeki Objede Değil, Hikâyede…

Türkiye'de sanat eserlerine olan ilgi her geçen yıl artarken, alıcıların yaklaşımı da değişiyor. Değeri eserin kendisinden çok kökeni, hikâyesi ve uzmanlıkla belgelenmiş geçmişi belirliyor…

Türkiye'de sanat ve antika piyasası son yıllarda önemli bir dönüşümden geçiyor. Bir dönem ağırlıklı olarak prestij göstergesi olarak görülen koleksiyonculuk, bugün kültürel mirasın korunması, kuşaklar arası aktarım, alternatif yatırım anlayışı ve bilgi temelli değer üretimi ekseninde yeniden şekilleniyor. Özellikle pandemi sonrası hızlanan dijitalleşme, online müzayedelerin yaygınlaşması ve yeni yatırımcı profilinin ortaya çıkması sektörün dinamiklerini önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Uzmanlara göre günümüzde bir sanat eserinin değerini belirleyen unsur yalnızca tarihi önemi, estetik niteliği ya da sanatçısı değil; geçmişi, hikâyesi, kimlerin koleksiyonunda yer aldığı ve nasıl korunduğu da en az eserin kendisi kadar önem taşıyor.

Türkiye'nin köklü koleksiyon geleneğinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arthill Müzecilik Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kocabaş, sanat piyasasında yaşanan dönüşümün merkezinde artık "provenans" olarak adlandırılan eser geçmişinin bulunduğunu söylüyor.

Prestijden yatırıma uzanan dönüşüm

Türkiye'de sanat eserlerine olan ilgi her geçen yıl artarken, alıcıların yaklaşımı da değişiyor. Eskiden daha çok sosyal statü ve prestij amacıyla yapılan sanat ve antika alımlarının yerini bugün daha bilinçli ve uzun vadeli yaklaşımlar almaya başladı.

Hüseyin Kocabaş, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor; Bir dönem sanat eserleri daha çok prestij amacıyla satın alınıyordu. Bugün ise yatırım perspektifi daha güçlü şekilde öne çıkıyor. Ancak sanat yatırımı kısa vadeli kazanç beklentisiyle yaklaşılacak bir alan değil. Doğru eser seçimi, provenans araştırması, koleksiyon stratejisi ve sabır gerektiriyor. Sanatın gerçek değeri zaman içinde ortaya çıkıyor. Alternatif yatırım araçlarının daha fazla konuşulduğu günümüzde sanat eserlerinin de yatırımcıların radarına girdiğini ancak bu alanda başarının bilgi ve uzmanlıkla mümkün olduğunu belirtiyor.

Değer artık eserin geçmişinde saklı

Sanat piyasasında en önemli kavramlarından biri olan provenans, bir eserin geçmiş sahiplerini, tarihsel yolculuğunu ve belgelenmiş hikâyesini ifade ediyor.

Özellikle uluslararası pazarlarda provenansı güçlü eserlerin çok daha yüksek değer gördüğünü belirten Kocabaş, koleksiyon dünyasında artık yalnızca eserin değil, arkasındaki hikâyenin de satın alındığını vurguluyor. "Bugün koleksiyonerler yalnızca bir obje, bir tablo satın almıyor. O eserin hangi döneme ait olduğunu, kimlerin elinden geçtiğini, hangi hikâyeyi taşıdığını öğrenmek istiyor. Sanat piyasasında asıl değer artık duvardaki tabloda vitrindeki objede değil, arkasındaki hikâyede. Provenans, sanat piyasasında asıl değeri oluşturan ve belirleyen unsurların başında geliyor artık."

Pandemi sonrası müşteri arttı, koleksiyoner azaldı

Pandemi dönemi sanat piyasasında beklenmedik bir hareketlilik yarattı. Özellikle online müzayedelerin yaygınlaşmasıyla birlikte çok daha geniş bir kitle sanat eserlerine erişim imkânı buldu. Bu süreçte sektöre yeni alıcılar kazandırıldığını belirten Hüseyin Kocabaş, ancak koleksiyonerlik kültürünün aynı hızla büyümediğine dikkat çekiyor.

"Pandemi sonrası müşteri sayısında ciddi artış yaşandı. İnsanlar online müzayedeler aracılığıyla sanat eserlerine daha kolay ulaşmaya başladı. Ancak müşteri artışı ile koleksiyoner artışı aynı şey değil. Gerçek koleksiyonerlik bilgi, araştırma ve zaman isteyen bir süreç." Bugün online müzayedeler sanat piyasasının önemli bir bölümünü oluştururken, fiziksel müzayedeler ve sergiler de koleksiyonerler için önemini korumaya devam ediyor.

Osmanlı eserleri küresel ilgi görüyor

Türkiye'nin kültürel mirasının en önemli parçaları arasında yer alan Osmanlı Sanat Eserleri, yerli ve yabancı koleksiyonerlerin her zaman yoğun ilgisini çekiyor. Osmanlı sultanlarına ait eserler, saray için özel olarak üretilmiş murassa eserler, nişan ve madalyalar, ferman ve beratlar, İznik Seramikleri ve özellikle Türk Hat Sanatı, Türk Tekstil Sanatı ve Türk Maden Sanatı’na ait eserler koleksiyon dünyasında en çok talep gören kategoriler arasında yer alıyor.

Kocabaş'a göre bu ilginin temelinde yalnızca nadirlik değil, aynı zamanda güçlü tarihsel hikâyeler bulunuyor. "Osmanlı Sanat Eserleri yalnızca Türkiye'nin değil, dünya kültür sanat tarihinin de önemli parçalarıdır. Özellikle saray kökenli, belgelenmiş ve hikâyesi güçlü eserler uluslararası koleksiyon piyasasında her zaman lokomotif olmuştur."

Koleksiyonerlik zengin hobisi değil

Toplumda koleksiyonerliğin yalnızca yüksek gelir grubuna hitap eden bir uğraş olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu belirten uzmanlar, bunun doğru olmadığını ifade ediyor.

Her bütçeye uygun koleksiyon alanları bulunduğunu söyleyen Hüseyin Kocabaş, koleksiyonerliğin çocuk yaşlardan itibaren teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyor. "Sanat ve koleksiyon dünyası sanıldığından çok daha geniştir. Herkes kendi bütçesine ve ilgi alanına göre bir koleksiyon oluşturabilir. Önemli olan merak etmek, araştırmak ve doğru bilgiye ulaşmaktır."

Koleksiyonculuğun yalnızca eser biriktirmek değil, kültürel hafızayı korumak anlamına geldiğini belirten Kocabaş, bu kültürün gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekiyor.

Sanat piyasasının geleceğini bilgi ve güven belirleyecek

Türkiye'de sanat piyasasının önümüzdeki yıllarda büyümeye devam edeceğini öngören sektör temsilcileri, bu büyümenin temelinde uzmanlık, etik yaklaşım ve kurumsallaşmanın yer alacağını ifade ediyor. Uluslararası arenada müzecilik ve koleksiyonculuktan, ekspertiz ve değerlemeye, müzayede ve sergi organizasyonlarından koleksiyon danışmanlığına, sanat yatırımından kültürel miras yönetimine kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren Arthill’de çalışmalarını bu vizyon ve misyon ile sürdürüyor. Hüseyin Kocabaş, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamlıyor: "Sanat piyasasında en büyük sermaye para değil; bilgi, tecrübe ve itibardır. Kalıcı başarı ancak uzmanlıkla, etik değerlerle ve kültürel mirasa duyulan saygıyla mümkün olur. Türkiye'nin sahip olduğu kültürel ve sanatsal birikim dünya ölçeğinde son derece güçlü. Bu mirası doğru koruyabilir ve doğru anlatabilirsek, sanat piyasasında çok daha etkili ve söz sahibi bir konuma ulaşabiliriz."

Bugün yalnızca eserlerin değil, onların taşıdığı hikâyelerin de değer kazandığı bir dönemde, koleksiyonerlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Ve görünen o ki sanat piyasasında geleceğin en önemli yatırım araçlarından biri yine kültürel miras olmaya devam edecek.

Yorum Yaz

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.
  Bitcoin dünyanın elektriğini tüketmeye devam ediyor!
Bitcoin dünyanın elektriğini tüketmeye devam ediyor!