GİRVAK, girişimcilik ekosisteminde ortak zemini güçlendirmeye devam ediyor
Programda GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk, vakfın girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan çalışmalarını ve özellikle “Geleceğin Kooperatifleri” programı kapsamında yürüttükleri faaliyetleri anlattı.
2016 yılında Marjinal Porter Novelli tarafından markalarla sivil toplumu buluşturmak ve topluma fayda sağlayan iş birlikleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen MarjinalSosyal'in hazırladığı; MarjinalSosyal Direktörü Aynur Kolbay Hülya'nın sunduğu ve SosyalUp YouTube kanalında yayınlanan programın yeni bölümünde Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Öztürk konuk oldu. Öztürk; gençlere, kadınlara ve kooperatiflere yönelik etki odaklı projeleri, girişimcilik ekosisteminin gelişimine yönelik yaklaşımlarını paylaştı.
Girişimcilik ekosisteminde ortak zemin yaklaşımı
Girişimcilik Vakfı'nın yaklaşık 12 yıl önce Türkiye'de gelişmekte olan girişimcilik ekosistemini büyütmek amacıyla kurulduğunu belirten Mehru Öztürk: “Girişimcilik kültürünün yalnızca İstanbul'da değil, Türkiye'nin dört bir yanında ve kalkınmanın anahtarı olan yapılarda güçlenmesi gerektiğine inanıyor; farklı aktörlerin bir araya geldiği, birlikte üretmenin mümkün olduğu ortak zeminler kurmayı önemsiyoruz” dedi.
Vakfın ana programlarından “Fellow Programı”na da değinen Öztürk, her yıl yüz binlerce başvuru arasından seçilen gençlerin potansiyellerine yatırım yaptıklarını ve onların fikirlerini desteklediklerini söyleyerek; onları güçlü bir topluluğun parçası haline getirmeyi hedeflediğini ifade etti.
Ekosistemdeki engellere çözüm odaklı yaklaşım
Türkiye'de girişimcilik ekosisteminin gelişimi önündeki temel engellere dikkat çeken Öztürk, bu alanda üç ana başlığa odaklandıklarını belirtti.
Öztürk; “Gelecek için dönüştürücü olacak adımın; birbirini duyan, anlayan ve ortak zeminde buluşabilen yapılarla güçlendiğini düşünüyoruz. Bu nedenle Girişimcilik Vakfı olarak, farklı aktörlerin bir araya gelebildiği alanlar tasarlamayı önemsiyoruz” dedi.
Özellikle teknoloji alanındaki yetenek açığına vurgu yapan Öztürk, bugüne kadar yaklaşık 10 bine yakın teknoloji yeteneğine ulaşan programlar geliştirdiklerini ifade etti. Kamu, özel sektör, girişimciler ve yatırım ekosistemini bir araya getiren projeler yürüttüklerini belirten Öztürk; kadın girişimciliği, tarım girişimciliği ve kooperatifçilik gibi alanlarda etki odaklı çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Finansmana erişim konusunda da önemli bir adım attıklarını belirten Öztürk, Türkiye Bilişim Vakfı ile kurdukları “Founder One” yatırım fonu aracılığıyla erken aşama etki odaklı girişimlerin desteklendiğini ve bu modelin sivil toplum açısından da öncü bir örnek sunduğunu vurguladı.
Geleceğin Kooperatifleri ile dönüşüm
Google.org desteğiyle hayata geçirilen “Geleceğin Kooperatifleri” programına değinen Öztürk, programın kooperatifleri daha sürdürülebilir ve rekabetçi yapılara dönüştürmeyi amaçladığını belirtti. Türkiye'de sayıları on binlerle ifade edilen kooperatiflerin ürün kalitesi yüksek olsa da marka, pazarlama ve teknoloji kullanımı alanlarında gelişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Kahramanmaraş depremlerinin ardından programın odağını deprem bölgesine kaydırdıklarını aktaran Öztürk, bölgedeki kooperatiflerin dayanıklılığı ve üretim motivasyonunun kendileri için ilham verici olduğunu ifade etti. Program sürecinde kadın kooperatiflerinin öne çıktığını da sözlerine ekledi.
Teknoloji ve yapay zekâ ile güçlenen kooperatifler
Program kapsamında kooperatiflere girişimcilik, finansal okuryazarlık ve teknoloji alanlarında eğitimler sunduklarını belirten Mehru Öztürk, özellikle yapay zekâ kullanımının bu dönüşümde önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Yapay zekâ sayesinde kooperatif üyelerinin marka ve etiket tasarımlarını daha kolay yapabildiğini belirten Öztürk, bu sürecin dijital araçlara daha önce mesafeli olan bireylerin teknolojiyle bağ kurmasını sağladığını ve özgüvenlerini artırdığını söyledi. Ayrıca üniversiteler ve tasarım odaklı kurumlarla yapılan iş birlikleriyle markalaşma süreçlerini desteklediklerini ve e-ticaret platformlarına erişimi kolaylaştırdıklarını ifade etti.
Yerelden globale uzanan hikâyeler
Yerel ürünlerin uluslararası pazarlara açılmasının önemine dikkat çeken Mehru Öztürk, Hatay'daki “Barışçıl İpek” ve Gaziantep'teki “Kutnu” kumaşı gibi özgün değerlerin küresel ölçekte tanıtılmasının hem ekonomik hem de kültürel açıdan katkı sağladığını belirtti. Bu yaklaşımın, ürünlerin hikâyelerini dünyaya taşıyarak daha geniş bir etki yaratmanın anahtarı olduğunu vurguladı.
Öztürk, “Kooperatifçilik algısı henüz istenen noktada değil. Bu alanda daha fazla farkındalık çalışmasına ihtiyaç var. Özel sektörün kooperatiflerle kurduğu ilişkinin destek boyutunun ötesine geçmesi ve bu yapıların KOBİ'ler ve girişimler gibi ticari iş ortakları olarak konumlandırılması büyük önem taşıyor” dedi.
Etki analizi ve gelecek hedefleri
Programın etkisini ölçmek için kapsamlı analizler yaptıklarını belirten Öztürk; öğrenme çıktıları, satış performansı, markalaşma ve iş birlikleri gibi farklı başlıklarda değerlendirmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti.
En güçlü etkinin ise katılımcıların dönüşüm hikâyelerinde görüldüğünü vurgulayan Öztürk, gelecekte yapay zekâ okuryazarlığına odaklanarak kooperatif üyelerinin doğru sorular sorma ve etkili “prompt” yazma becerilerini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Toplumsal fayda için iş birliği çağrısı
Programın sonunda toplumsal fayda alanında çalışmak isteyen kurumlara çağrıda bulunan Öztürk, sürdürülebilir sosyal etki için açık ve iş birliğine dayalı yaklaşımların önemine dikkat çekti. “Gençlere, kadınlara ve kooperatiflere ulaşma konusundaki deneyimimizle güçlü iş birlikleri kurabiliriz. Toplumsal fayda, ancak birlikte hareket ederek büyüyebilir” dedi.
Yorum Yaz
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.