Freni Metodu® İlk Kez Türkiye'de
Bert Hellinger'in öğrencisi ve Freni Metodu®'nun kurucusu Graziella Concetta Freni, 15–17 Mayıs 2026'da İstanbul’da Mümkün Dergi organizasyonuyla Freni Metodu®'nun Türkiye'deki ilk atölyesini gerçekleştiriyor.
Aile dizimi geleneğinden beslenen ve bu alanda özgün bir yaklaşım geliştiren Freni Metodu®'nun kurucusu Graziella Concetta Freni, 15–16–17 Mayıs 2026'da İstanbul Kadıköy'de Mümkün Dergi organizasyonuyla üç günlük bir atölye yürütüyor. Atölye, Freni Metodu®'nun Türkiye'deki ilk uygulaması olma özelliği taşıyor.
İlişkilerdeki Tekrarın Ardında Ne Var?
Freni Metodu®, bireylerin farklı ilişkilerinde benzer kırılma noktalarını tekrar tekrar deneyimlemesinin ardındaki nedenleri anlamaya çalışıyor. Yöntem, bu örüntülerin kaynağını rahim içi deneyimlere dayandırdığını varsayıyor; söz konusu izlerin bedende, beyin sapında ve limbik sistemde depolanarak otomatikleştiğini öne sürüyor. Bu nedenle kişi, günlük ilişkilerinde nesnel gerçekliği görmekte zorlanabiliyor.
Bu erken dönem izlerin etkisini taşıyan kişiler; ilişkilerinde açıklanamayan bir eksiklik ya da fazlalık hissi, yakınlığın belirli bir noktadan sonra zorlayıcı hale gelmesi veya benzer duygusal döngülerin farklı ilişkilerde tekrar etmesi gibi deneyimler yaşayabiliyor.
Rahim: Paylaşılan İlk Mekân
Freni Metodu®'nun temel varsayımlarından biri, anne rahminin yalnızca tek bir embriyoya ev sahipliği yapmadığı yönünde. Yöntem, embriyonik eşlikçilerin ilk 2–3 ay içinde rahimden ayrıldığını ve bu vedalaşma sürecinin bedensel düzeyde travmatik izler bıraktığını öne sürüyor. Korteks beşinci aya kadar tam gelişmediği için bu etkileşimlerin tamamı hücresel düzeyde, beyin sapında ve limbik sistemde depolanıyor; dolayısıyla rahim içi deneyimler tamamen bedensel bir nitelik taşıyor.
Beden Hatırlar, Akıl Bilmez
Beyin sapı, bu erken dönem hayatta kalma kalıplarını sonradan kurulan ilişkilere otomatik olarak uyguluyor. Söz konusu döngülerin çözüme kavuşabilmesi için travmatik bedensel deneyimin bilinç düzeyine, yani kortekse taşınması gerekiyor; aksi hâlde erken deneyimler işlenmeden kalıyor ve tekrar eden ilişki kalıpları olarak kendini göstermeye devam ediyor. Bu süreç; suçluluk, utanç ve güvensizlik gibi duygularla da iç içe geçebiliyor.
Atölyede Ne Yapılıyor?
Üç günlük çalışma boyunca katılımcıların kullandığı dil ve bedensel algılar merkeze alınıyor. “Nefes alamıyorum, üzerimde yük hissediyorum” gibi ifadeler, kişinin yaşantısını beden düzeyinde nasıl deneyimlediğine dair ipuçları olarak ele alınıyor. Karşılanmamış ihtiyaçların ayırt edilmesi ve adlandırılması, kayıp ve travmatik yaşantılarla ilişki kurma ile vedalaşma süreçleri çalışmanın merkezinde yer alıyor. Amaç travmayı çözmek değil, bedenin ilişkiyi yeniden düzenlemesine alan açmak.
Programa katılan ve sertifika alan katılımcılar, ilerleyen dönemde Freni Metodu® ileri seviye uzmanlık eğitimine başvuru hakkı kazanıyor. Etkinliğin son günü, Freni ile birebir dizim çalışması yapmak isteyen altı katılımcıya da açık olacak.
Yorum Yaz
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.