Dünya İlk Yardım Günü'nde “Göç Ortamlarında İlk Yardım” teması öne çıkıyor

Her yıl Eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya İlk Yardım Günü, bu yıl “Göç Ortamlarında İlk Yardım” temasıyla göç yollarında yaşanan sağlık risklerine ve ilk yardımın hayati önemine dikkat

Her yıl Eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya İlk Yardım Günü, bu yıl “Göç Ortamlarında İlk Yardım” temasıyla göç yollarında yaşanan sağlık risklerine ve ilk yardımın hayati önemine dikkat çekiyor. Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğr. Gör. Kadir Şeker, göç yollarında fiziksel yaralanmaların yanı sıra psikolojik travmaların da dikkate alınması gerektiğini vurgularken; ilk yardımın yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun tamamının sahip olması gereken temel bir yaşam becerisi olduğunu söyledi.

2003 yılından bu yana her yıl Eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya İlk Yardım Günü, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'nun (IFRC) öncülüğünde dünya genelinde yüzü aşkın Kızılhaç ve Kızılay derneğinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerle anılıyor.

Dünya İlk Yardım Günü'nün odağında “göç” var

Günün temel amacı, ilk yardımı yalnızca sağlık çalışanlarının uzmanlık alanı olmaktan çıkararak her yaştan ve her kesimden insanın günlük hayatının doğal bir parçası hâline getirmek. Bu yaklaşım, kazaların, afetlerin ve ani sağlık krizlerinin daha az can kaybıyla atlatılabilen, dirençli toplumların oluşturulmasını hedefliyor.

Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğr. Gör. Kadir Şeker, bu yılın “Göç Ortamlarında İlk Yardım” temasının göç yollarında karşılaşılan sağlık ve güvenlik risklerini gündeme taşıdığını belirterek “IFRC verilerine göre, 2024 yılı ortası itibarıyla dünya genelinde 300 milyonu aşkın kişi doğduğu topraklardan uzakta, uluslararası göçmen olarak yaşamını sürdürüyor. Bu kişilerin önemli bir bölümü savaş, çatışma, yoksulluk veya iklim krizinin etkisiyle zorunlu ve çoğu zaman tehlikeli yolculuklara çıkıyor” dedi.

Göç yollarında fiziksel ve psikolojik riskler artıyor

Göç yollarında insanların karşılaştığı fiziksel risklerin oldukça ağır olduğuna dikkat çeken Kadir Şeker, günlerce süren yürüyüşlerin neden olduğu aşırı yorgunluk ve susuzluk, yetersiz beslenmeye bağlı güçsüzlük, aşırı sıcak veya soğuğa maruz kalmaya bağlı sıcak çarpması ve hipotermi, deniz geçişlerinde boğulma tehlikesi, düşme ve trafik kazalarının önemli sağlık riskleri oluşturduğunu kaydetti.

Diyabet, tansiyon ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığı bulunan bireylerde ilaçlara erişimin kesintiye uğramasının da başlı başına hayati bir tehdide dönüşebildiğini ifade eden Şeker, hamile kadınlar ve küçük çocukların ise bu koşullarda en kırılgan gruplar arasında yer aldığını söyledi.

Psikolojik ilk yardım da çok önemli

Ancak göç ortamlarında ilk yardımı karmaşık hâle getiren unsurun yalnızca fiziksel yaralanmalar olmadığını vurgulayan Öğr. Gör. Kadir Şeker, psikolojik travmalara da dikkat çekti. Geride bırakılan bir ev, kaybedilen bir yakın ve haftalarca hatta aylarca süren belirsizliğin insan ruhunda derin izler bırakabileceğini belirten Şeker, bu nedenle psikolojik ilk yardımın fiziksel müdahaleler kadar önemli olduğunu ifade etti.

“Bir kişiye sakin bir ses tonuyla yaklaşmak, onu yargılamadan dinlemek, güvenli bir alana yönlendirmek, tıpkı bir yara bandı uygulamak kadar hayati bir ilk müdahale olabiliyor” diyen Öğr. Gör. Kadir Şeker, göç ortamlarında görev yapan ilk yardımcıların psikolojik ilk yardım konusunda da bilinçli olması gerektiğinin altını çizdi.

İlk yardımda kimlik değil, insanlık esas

“Göç Ortamlarında İlk Yardım” temasının en güçlü mesajlarından birinin kapsayıcılık olduğunu belirten Kadir Şeker, ilk yardımın hiçbir ayrım gözetmeksizin herkes için erişilebilir olması gerektiğini vurguladı. Şeker, şunları söyledi:

“Bir insanın hayatını kurtarmadan önce kimliğine, uyruğuna, diline ya da hukuki statüsüne bakmak, insanlık onuruyla da bağdaşmaz. Kanaması olan bir insana önce pasaportu sorulmaz; nefes almakta güçlük çeken bir çocuğun önce ikamet belgesi kontrol edilmez. Bu yalnızca etik bir tercih değil, uluslararası insancıl hukukun ve tıp etiğinin de temel bir gereğidir. Acil ve hayat kurtarıcı ilk yardım hizmetlerine erişim, hiçbir ayrım gözetilmeksizin her bireyin sahip olması gereken en temel haklardan biri olarak görülmelidir.”

Güvenli alanlar ve bilinçli toplumlar hayati önem taşıyor

Göç güzergâhları boyunca oluşturulan İnsani Yardım Hizmet Noktalarının, göç eden kişilerin damgalanma korkusu yaşamadan ilk yardım, temel sağlık desteği, psikososyal danışmanlık ve aile birleşimi gibi hizmetlere ulaşabilmeleri açısından önemli olduğunu belirten Şeker, bu alanlarda mahremiyet ve güven duygusunun korunmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Bu noktalarda görev yapan gönüllüler ve sağlık personelinin de göç eden bireylerin karşılaştığı özgün risklere yönelik eğitimlerden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Şeker, kültürel duyarlılık, dil bariyerlerini aşma becerisi ve travma bilinçli yaklaşımın bu eğitimlerin önemli parçaları olduğunu söyledi.

Bu noktaların etkinliğinin yalnızca oradaki profesyonellerin varlığıyla sınırlı kalmaması gerektiğini kaydeden Kadir Şeker, “Bir acil durumun yaşandığı an ile profesyonel yardımın ulaştığı an arasındaki süre, çoğu zaman dakikalarla, hatta saniyelerle ölçülür. Bu yüzden göç yollarının geçtiği bölgelerdeki yerel topluluklarda; sınır kapıları, otogarlar, geçici barınma merkezleri çevresinde yaşayan sıradan vatandaşlar da temel ilk yardım bilgisine sahip olmalıdır. Doğru bilgiyle donanmış bir öğretmen, bir esnaf, bir şoför ya da bir komşu, resmi yardım ulaşana kadar geçen o kritik dakikalarda fark yaratabilecek ilk kişi olabilir” diye konuştu.

Türkiye'nin göç ve ilk yardım tecrübesi

Bu yılki temanın Türkiye için soyut bir küresel başlıktan çok daha fazlasını ifade ettiğini kaydeden Şeker, “Ülkemiz, on yılı aşkın süredir dünyanın en fazla göçmen ve sığınmacı barındıran ülkelerinden biri olma sorumluluğunu taşıyor. Başta AFAD ve Türk Kızılayı olmak üzere pek çok kurum ve binlerce gönüllü, bu süreçte sınır bölgelerinde, geçici barınma merkezlerinde ve şehirlerin göçle yoğunlaşan mahallelerinde yıllardır ilk yardım ve sağlık desteği sunuyor. Bugün bu birikim, dünyaya örnek olabilecek bir tecrübeye dönüşmüş durumdadır” dedi.

Akademinin sorumluluğu artıyor

Göç ortamlarında ilk yardım konusunda üniversitelere ve akademiye de önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Öğr. Gör. Kadir Şeker, şunları söyledi:

“Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı olarak biz de müfredatımızda yalnızca teknik beceriyi değil, kültürel duyarlılığı, gönüllülüğü, travma bilincini ve etkili iletişimi de önceliklendiriyoruz. Çünkü göç ortamında görev yapacak bir ilk yardımcının yalnızca kanamayı durdurmayı bilmesi yetmiyor; farklı bir dil konuşan, farklı bir kültürden gelen ve derin bir belirsizlik içindeki bir insanla birkaç saniye içinde güven inşa etmeyi de bilmesi gerekiyor. Bizler Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kızılay, AFAD ve sahada çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde ortak eğitim modülleri geliştirerek, bu alanda somut katkılar oluşturmaya gayret ediyoruz.”

İlk yardım herkes için temel bir yaşam becerisi olmalı

Dünya İlkyardım Günü'nün yıllardır kutlanmasının ilk yardımın önemini azaltmadığını, aksine artırdığını belirten Şeker, trafik kazaları, ev kazaları, ani kalp durmaları ve boğulma vakalarında doğru ilk yardım müdahalesinin hayat kurtarıcı olabileceğini ifade etti.

“İlk yardım bilmek, yalnızca sağlık çalışanlarının değil, her vatandaşın taşıması gereken bir sorumluluktur; tıpkı yüzme bilmek ya da trafik kurallarını bilmek gibi, temel bir yaşam becerisi olarak görülmelidir” diye konuştu.

Yardıma ihtiyacın var mı?

Dünya İlkyardım Günü vesilesiyle vatandaşlara iki temel çağrıda bulunan Öğr. Gör. Kadir Şeker, ilk kez ilk yardım eğitimi alacak veya daha önce aldığı eğitimi tazelemek isteyen herkesi güvenilir eğitim merkezlerinden eğitim almaya davet etti.

Şeker, ikinci olarak ise göç yollarındaki insanlara, nereden geldiklerine, hangi dili konuştuklarına veya hukuki statülerine bakmaksızın insan olarak yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü bir kanamayı durdururken, ağlayan bir çocuğu sakinleştirirken ya da yorgun bir yolcuya bir bardak su uzatırken sorulacak tek bir soru vardır: ‘Yardıma ihtiyacın var mı?’ Gerisi, insanlığın ortak vicdanına kalmıştır.”

Yorum Yaz

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.
  Google adımlarımızı takip ediyor
Google adımlarımızı takip ediyor