Uykusuzluk Tedavi Edilebilir Bir Hastalık: Uykusuzluk İçin Üç Tanı Kriterine Dikkat
Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, uykusuzlukta ilaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmenin mümkün olduğunu söyledi.
- SAĞLIK / 13.03.2026 Saat: 12:53
Uykusuzluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, uykusuzlukta ilaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmenin mümkün olduğunu söyledi.
Her az uyunan gecenin insomni olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, bir kişide uykusuzluk hastalığından söz edilmesi için haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması, sorunun en az 3 aydır devam ediyor olması ve kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana sahip olmasına rağmen uyuyamaması gerektiğini ifade etti.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, Dünya Uyku Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada uykusuzluk, uykusuzluk tedavisi ve uyku hijyeni ile ilgili değerlendirmede bulundu.
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Dünya Uyku Cemiyeti tarafından her yıl düzenlenen Dünya Uyku Günü vesilesiyle, toplumumuzun büyük bir kesimini etkileyen ancak çoğu zaman "yapısal bir özellik" sanılarak ihmal edilen uykusuzluk yani insomni konusuna dikkat çekmek istiyorum” dedi.
Uykusuzluk bir hastalıktır
Uykusuzluğun sadece bir belirti değil, başlı başına bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Tıbbi literatürde "İnsomni" olarak adlandırılan bu durum; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme zorluğu veya sabah çok erken uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde kendini gösterir. Bu durum kişinin gün içindeki konsantrasyonunu, duygu durumunu ve genel sağlık kalitesini bozuyorsa klinik bir tablo olarak değerlendirilmelidir” dedi.
Aşırı derecede odaklanma görülüyor
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şöyle devam etti:
“Yakınması olan kişilerde (özellikle geceleri) uyku sorunlarına aşırı derecede odaklanma ve uykusuzluğun olumsuz sonuçları hakkında kaygı duyma vardır. Yetersiz uyku süresi ve kalitesi, ileri derecede sıkıntıya veya günlük aktivitelerde eksilmeye neden olur.”
Kadınlarda daha fazla görülüyor
Kadınlarda bir miktar daha fazla görülen bu durumun yaşla arttığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Yaş ilerledikçe derin (yavaş) uyku miktarında azalma, dolayısıyla uykunun çok yüzeysel ve kırılgan hale gelmesine neden olur. Ayrıca sirkadiyen ritimdeki değişikliklere (uyku fazının erkene kayması), yaşlı bireylerde özellikle gecenin ikinci yarısında uykunun çok sık bölünmesine ve sabah çok erken saatlerde uyanma ile sonuçlanır” diye konuştu.
Haftada en az 3 gece uykusuzluk yaşanıyorsa dikkat
Uykusuzluk tanı kriterlerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu bilgileri verdi:
“Her az uyunan gece, insomni değildir. Bir kişide uykusuzluk hastalığından söz edebilmemiz için:
* Haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması,
* Sorunun en az 3 aydır devam ediyor olması,
* Kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana sahip olmasına rağmen uyuyamaması gerekir.”
Uykusuzluğun üç temel nedeni var
Uykusuzluğun çok faktörlü bir sorun olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, başlıca nedenleri şöyle sıraladı:
1. Psikolojik Faktörler: Kaygı bozuklukları, stres ve depresyon.
2. Tıbbi Durumlar: Kronik ağrılar, nefes darlığı, huzursuz bacaklar sendromu ve uyku apnesi.
3. Yaşam Tarzı: Düzensiz çalışma saatleri (vardiyalı sistem), aşırı kafein tüketimi ve hareketsizlik.
Uykusuzluk genetik bir miras mıdır?
Uykusuzluğun genetik bir boyutu olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke. “Araştırmalar, ailesinde uykusuzluk öyküsü olan bireylerin bu soruna daha yatkın olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum sadece genlerle açıklanamaz; aile içindeki uyku alışkanlıkları ve çevresel faktörler de bu mirası tetikler” uyarısında bulundu.
Modern Çağın Kabusu: Mavi Işık ve Sosyal Medya
“Günümüzde uyku düzenini bozan en büyük düşman yatağa bizimle birlikte giren akıllı telefonlardır” diyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke teknoloji kullanımının olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:
* Melatonin Baskılanması: Ekranlardan yayılan mavi ışık, beynimize "hala gündüz" sinyali göndererek uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını engeller.
* Duygusal Uyarılma: Sosyal medyada karşılaşılan içerikler beyni tetkikte tutar ve uykuya geçiş için gereken gevşemeyi imkansız kılar.
Uyku Hijyeni İçin Altın Kurallar
Uykusuzlukla mücadelede ilk adımın uyku hijyeninin sağlanması olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu önerilerde bulundu:
* Rutin Oluşturun: Her gün (hafta sonu dahil) aynı saatte yatıp aynı saatte kalkın.
* Yatağı Sadece Uyku İçin Kullanın: Yatakta yemek yemeyin, çalışmayın veya sosyal medyada vakit geçirmeyin.
* Işık ve Isı Kontrolü: Yatak odanız zifiri karanlık, sessiz ve serin olmalıdır.
* Kafeine Sınır Koyun: Öğleden sonra saat 14:00’ten sonra çay ve kahve tüketimini kesin.
Uykusuzluğun Sağlık Açısından Riskleri Nelerdir?
Uykusuzluğun önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, bu sorunları kardiyovasküler hastalıklar (HT,MI, kronik kalp ytm), Tip 2 diyabet, obezite, nörolojik hastalıklar (kortikal atrofi, demans) ve psikiyatrik hastalıklar (depresyon, suicidal düşünceler) olarak sıraladı.
Yaşam kalitesini etkiliyorsa uzmana danışılmalı
Uykusuzluğun kişinin yaşam kalitesini önemli derecede etkilemesi halinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Eğer uykusuzluk probleminiz;
* Gün içinde iş performansınızı düşürüyorsa,
* Unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğüne neden oluyorsa,
* Araç kullanırken veya çalışırken uyuklamalara yol açıyorsa,
* İlişkilerinizde tahammülsüzlük ve gerginlik yaratıyorsa vakit kaybetmeden bir Nöroloji Uzmanına başvurmalısınız” tavsiyesinde bulundu.
İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarı
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:
“Unutmayın: Uykusuzluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmek mümkündür. İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarıdır.”