TÜRK TURİSTİN MİDİLLİ EKONOMİSİNE KATKISI 80 MİLYON EURO'YA YAKLAŞTI

KOMŞU ADADA TURİZM GELİRLERİNİN ANA KAYNAĞI TÜRK PAZARI OLDU.

Doğu ve Batı’nın izlerini bir arada barındıran ve tarih boyunca pek çok döneme tanıklık eden Yunanistan'ın üçüncü büyük adası Midilli (Lesvos), doğal güzellikleri, kültürel mirası ve değişen ziyaretçi profiliyle turizmde yeni bir sayfa açıyor. Bu dönüşümde Türk pazarının etkisini ve gelecek beklentilerini WOM Hospitality’nin kurucusu Drosos Tarnaras anlattı. Tarnaras: “Türk pazarı bizim için her zaman çok kıymetli” diyor.

Nobel ödüllü Midillili şair Odysseas Elytis’in “Dünyanın hiçbir yerinde güneş ve ay bu kadar ahenk içinde batmaz” sözleriyle tarif ettiği Midilli (Lesvos) adası, doğal güzellikleri, eşsiz plajları, bozulmamış dokusu, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, köklü tarihi, zengin kültürel varlıkları, pitoresk köyleri, yemyeşil dağlık manzarası, renkli festivalleri, canlı gece hayatı, iştah kabartıcı mutfağı ve misafirperver insanlarıyla Türk turistlerin seyahat rotalarında yer alan özel destinasyonlardan biri olmayı sürdürüyor.

CENEVİZ, OSMANLI, BİZANS İZLERİ

Bu tabloya, antik çağlardan günümüze uzanan mimari miras da eşlik ediyor. Antik Yunan’dan Roma ve Bizans’a, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinden günümüz Yunanistan’ına uzanan tarihsel süreçte farklı uygarlıkların izlerini bir arada taşıyan Midilli’de, Venediklilerden kalma Midilli Kalesi’nden, adada sayıları 100’e yaklaşan Osmanlı dönemine ait cami, çeşme, hamam ve diğer yapılara, Bizans kiliseleri ile Roma su kemerine kadar geniş bir yelpazede uzanan bu miras, zamana meydan okurcasına Midilli’de günlük yaşamla iç içe varlığını sürdürürken, bu çok katmanlı miras, sezon boyunca tarih ve kültür meraklısı ziyaretçilerin ada gezilerinin ana eksenini oluşturuyor.

UNESCO LİSTESİ’NDEKİ FOSİL ORMAN, AVRUPA’NIN ÖNEMLİ KUŞ GÖZLEM MERKEZLERİNDEN KALLONİ

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Taşlaşmış Orman ve Müzesi ise milyonlarca yıl öncesine uzanan jeolojik oluşumlarıyla, doğa turizmi açısından adanın en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer aldı.  Doğa temelli turizmin bir diğer önemli ayağını, 200'den fazla farklı kuş türüne ev sahipliği yaparak Midilli’yi Avrupa’nın önemli kuş gözlem merkezlerinden biri haline getiren Kalloni Körfezi ve Tuz Gölü çevresi oluşturdu. Ada merkezinde ise farklı bir tempo hakimdi. Mytilini (Mytilene), gündüz alışverişin yoğunlaştığı caddeleri, akşam saatlerinde hareketlenen sokakları, tavernalar ve barlarıyla sezon boyunca ada turizminin sosyal buluşma noktalarından biri oldu.

ORTAÇAĞ MASALINI ANDIRAN MOLİVOS, OLYMPOS DAĞI’NIN ETEKLERİNE KURULAN AGİASOS

Adanın kültürel ve geleneksel dokusunu yansıtan yerleşimler de ziyaretçi hareketliliğinin önemli durakları arasında yer aldı. Geçmişte Türk tarihi açısından da önem taşıyan isimler ünlü Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa ile Vatan ve Hürriyet şairi Namık Kemal, ünlü Yunan yazar Stratis Mirivilis, şair Alcaeus ve ünlü antik lirik şair Sappho gibi isimlere ev sahipliği yapan Midilli’de, Sappho’nun doğum yeri Eressos, kale manzarası ve taş evleriyle bir Ortaçağ masalını andıran Molivos, kum plajları ve renkli taş evleriyle Petra ile Olympos Dağı’nın eteklerine kurulan geleneksel mimarisiyle Agiasos, sezon boyunca binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı.

MİDİLLİ TURİZMİNİ DROSOS TARNARAS İLE KONUŞTUK

Feribot seferlerinden kapıda vize uygulamasına, Türk ve Avrupa pazarlarının dengelenmesinden konaklama tercihlerine kadar pek çok başlıkta dönüşüm yaşayan Midilli, “çok ziyaretçi” yerine “doğru ziyaretçi” yaklaşımıyla ilerliyor. Ada turizminin bugün geldiği noktayı ve önümüzdeki döneme dair beklentileri, işin mutfağında olan bir isimle WOM Hospitality’nin kurucusu ve Yunanturizmci adıyla, otelcilik ve Yunan-Türk turizm projeleri üzerine içerik üreten Drosos Tarnaras ile konuştuk.

TÜRK TURİSTİN EGE’DEKİ GÖZDE DURAĞI

Soru: Son yıllarda Türk turistin Ege’deki gözde duraklarından biri haline gelen Midilli’de, rekorlarla geçen 2024’ten sonra, 2025 size nasıl bir tablo sundu?

Cevap: 2025, 2024’teki rekoru tekrar etmese de Lesvos açısından son 15 yılın en iyi ikinci performansının yakalandığı bir sezon oldu. Açıkçası ada için “kötü bir yıl” demek haksızlık olur. Hatta daha da önemlisi, Midilli’nin artık ne yapmak istediğini bilen, daha net bir gelişim fazına girdiğini söyleyebilirim. Bu sezon iki kıyı arasındaki hatta yeni feribot seferleri eklenmiş olsa da, adaya gelen Türk turist sayısında yaklaşık yüzde 7’lik sınırlı bir düşüş yaşandı. Bu gerileme daha çok kısa süreli, hafta sonu ziyaretlerinde hissedildi ve genel sezon performansını belirleyici ölçüde etkilemedi.

2025 açısından özellikle olumlu olan nokta, yoğun sezonlar dışında da ziyaretçi akışının devam etmesiydi. Midilli’nin bazı köyleri, kış aylarında yavaş ama istikrarlı bir şekilde daha fazla ziyaretçi çekmeye başladı. Ada turizminin yıl geneline yayılmaya başladığını işaret eden bu tablo biz turizmciler adına sevindirici bir gelişme.

AVRUPA PAZARINDA SON YILLARIN EN YÜKSEK PERFORMANSI

Soru: Türk pazarında sınırlı bir yavaşlama yaşanırken, Avrupa pazarı 2025’te nasıl bir seyir izledi?

Cevap: Avrupa pazarında tablo oldukça güçlüydü. Yaklaşık 25 bin charter seferiyle sezon tamamlandı ve bu rakam son yılların en yüksek performansları arasında yer aldı. İskandinav ülkeleri, İngiltere ve Hollanda ana pazarlar olmayı sürdürürken, bu yıl ilk kez Romanya’dan da anlamlı sayıda misafir ağırladık. Temmuz ayıyla birlikte İsrail pazarının geri dönmesi de ada turizmi adına sevindirici bir gelişme oldu. Polonya, Belçika, Slovenya, Romanya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’nden gelen ziyaretçilerin ilgisi de istikrarlı şekilde devam ediyor. Tüm bu tabloya bakıldığında, 2025’in Midilli için verimli ve sağlam bir sezon olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ada artık daha planlı, daha net ve geleceğe dönük bir turizm çizgisine oturuyor.

TESİSİMİZDE GEÇEN YILA KIYASLA DAHA GÜÇLÜ BİR PERFORMANS YAKALADIK

Soru: Yunanistan’da Ege Üniversitesi’nde, Türkiye’de ise Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme ve turizm eğitimi aldıktan sonra sektöre adım attınız. Bugün kendi kurduğunuz otelle Midilli’de misafirlerinizi ağırlıyorsunuz. İşin mutfağında olan biri olarak Midilli’de otelcilik ölçeğini nasıl tanımlarsınız? Adada yaklaşık kaç otel var ve bu tablo içinde 2025 sezonunu bir otelci gözüyle nasıl değerlendirirsiniz?

Cevap: Midilli’de farklı ölçeklerde yaklaşık 30 bin tesis var, küçük aile işletmelerinden daha yüksek kategoride otellere kadar geniş bir yapıdan söz ediyoruz. Genel rakamlara baktığımızda sezonda ufak bir düşüş vardı bu sezon. Ancak biz bunu kendi otellerimizde çok net hissetmedik. Hatta çoğu tesisimizde geçen yıla kıyasla daha güçlü bir performans yakaladığımızı söyleyebilirim. Bunun temel nedeni de çok net: belirsizlik dönemlerinde misafir risk almak istemiyor. Bildiği, güvendiği ve kaliteye inandığı ürünü tercih ediyor. Doğru ürün, doğru hizmetle birleştiğinde her koşulda karşılık buluyor.

DOĞRU MİSAFİRİ DOĞRU ZAMANDA ADAYA ÇEKMEK DAHA ÖNEMLİ

Soru: Bu tabloyu da düşündüğümüzde, Midilli’nin turizmde önümüzdeki dönemde nasıl bir yön izleyeceğini düşünüyorsunuz?

Cevap: Midilli’nin artık nicelikten çok niteliğe odaklanması gerektiğini düşünüyorum. Yatak sayısını artırmaktan ziyade, doğru misafiri doğru zamanda adaya çekmek daha önemli. Sezonu uzatacak, gastronomi, doğa ve kültür gibi alanları öne çıkaracak bir yaklaşımla Midilli çok daha sürdürülebilir bir destinasyon haline gelebilir. Bu dönüşüm zaten yavaş yavaş başladı.

TÜRK PAZARI İSE BİZİM İÇİN HER ZAMAN ÇOK KIYMETLİ

Soru: Peki 2026’ya gelirsek… Şimdiden nasıl sinyaller alıyorsunuz?
Cevap: 2026 rezervasyonları beklediğimizden daha hareketli başladı. Yunan iç pazarı canlı, dış pazarda da ilgi var. Büyük bir sürpriz olmazsa dengeli, istikrarlı ve herkesin makul şekilde mutlu olacağı bir sezon bekliyorum. Türk pazarı ise bizim için her zaman çok kıymetli; sadece yazın değil, sezonun daha sakin dönemlerinde de adaya hayat veren bir pazar. Özellikle Mytilene merkezindeki otellerimizde son üç yılda Türk misafirlerimizde belirgin bir artış var. Bu çok sevindirici. Ama uzun vadede tek bir pazara aşırı bağımlı olmak risklidir. O yüzden yeni pazarlar, daha dengeli bir dağılım bizim için önemli.

TEK BİR PAZARA AŞIRI BAĞIMLI OLMAK SAĞLIKLI DEĞİL

Soru: 2026’ya dair tabloyu olumlu görüyorsunuz ancak “tek bir pazara aşırı bağımlılık risklidir” vurgusu da yapıyorsunuz. Bunu özellikle Türk pazarı açısından biraz açar mısınız?

Cevap: Türk pazarı bizim için çok kıymetli ve Midilli turizmine ciddi bir dinamizm katıyor. Ancak aynı zamanda dış faktörlere oldukça duyarlı bir pazar. Siyasi gerilimler, Türk lirasının euro karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesiyle döviz kurundaki dalgalanmalar ve bunun da Türk ziyaretçilerin satın alma gücünü sınırlaması gibi faktörlerle beraber, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yaşanabilecek ani değişimler, Türk turistin seyahat kararlarını çok hızlı etkileyebiliyor. Bugün çok güçlü olan bir talep, tamamen kontrolümüz dışındaki nedenlerle kısa sürede yavaşlayabiliyor. Bu nedenle tek bir pazara aşırı bağımlı olmak sağlıklı değil. En doğrusu; Türk pazarı güçlü şekilde korunurken, Avrupa pazarları ve Yunan iç pazarıyla dengeli bir yapı kurmak. Böylece olası dalgalanmalara karşı daha dirençli, sürdürülebilir bir turizm modeli oluşturulabilir.

HARCAMALAR DAHA KONTROLLÜ YAPILIYOR

Soru: Döviz kurundaki dalgalanmaların Türk ziyaretçilerin satın alma gücünü etkilediğini söylüyorsunuz. Yıllardır ‘Türk turist adalarda çok harcar’ algısı vardı. Bu tablo son dönemde değişmeye mi başladı?

Cevap: Aslında burada “harcamıyor” demekten ziyade, harcamanın biçiminin değiştiğini söylemek daha doğru olur. Türk turist hala yeme-içmeye, iyi hizmete ve kaliteli deneyime para harcamaktan kaçınmıyor. Ancak döviz kurundaki dalgalanmalar ve bütçe planlamasının zorlaşması, harcamaların daha kontrollü yapılmasına neden oluyor. Eskiden daha spontane ve geniş bütçeli kararlar alınırken, bugün misafirler neye ne kadar harcayacağını daha önceden hesaplıyor. Konaklama ve araç kiralama süreleri kısalabiliyor, alışveriş daha seçici hale geliyor ama restoranlar, tavernalar ve yerel deneyimler hala güçlü talep görüyor. Özellikle gastronomi tarafında Türk misafirlerin harcama iştahının devam ettiğini net şekilde gözlemliyoruz. Para harcamada artık daha bilinçli ve daha planlı hareket ediyorlar. Bu da bizim açımızdan ürün kalitesini, fiyat-performans dengesini ve misafire sunulan deneyimi daha da önemli hale getiriyor.

TÜRK TURİSTLERİN ADADA YARATTIĞI TOPLAM HARCAMA 75-80 MİLYON EURO SEVİYELERİNDE

Bu tabloyu rakamlarla da düşündüğümüzde, Türk turistlerin Lesvos adasında yarattığı ekonomik büyüklüğü nasıl okumak gerekir? Türk misafirler adada ortalama ne kadar harcama yapıyor?

Cevap: Bu konuda elimizde oldukça net veriler var. N Dergisi’nin yakın zamanda paylaştığı ve Insete araştırmasına dayanan rakamlara göre, 2024 yılında Kuzey Ege’yi ziyaret eden Türk turistlerin ortalama günlük harcaması 202 euro seviyesinde gerçekleşti. Ortalama kalış süresi ise 3,4 gün oldu. Bu iki verinin 2025 yılında da büyük ölçüde korunduğu ve Lesvos’u ziyaret eden Türk turist sayısının yaklaşık 110-115 bin bandında gerçekleştiği varsayıldığında, Türk turistlerin adada yarattığı toplam harcamanın 75-80 milyon euro seviyelerine ulaştığını söylemek mümkün. Bu da şunu net biçimde gösteriyor: Türk turist daha planlı hareket etse de, adaya geldiğinde yeme-içme başta olmak üzere yerel deneyimlere ciddi bir ekonomik katkı sunmaya devam ediyor. Bu da yerel esnaf ve tüm işletmeler için çok değerli.

İŞLETMELER TÜRK MİSAFİRLERİNİ ÇOĞU ZAMAN BİR MÜŞTERİ DEĞİL, AİLEDEN BİRİ GİBİ KARŞILIYOR

Soru: Türk turistlerin konaklama tercihleri ve tatil beklentilerini nasıl tanımlarsınız?

Cevap: Gözlemlerime göre kaliteyi fark ediyorlar ve değer veriyorlar. Birçok misafir, merkez dışında daha sakin bölgelerde konaklamayı tercih edebiliyor. Konaklamada daha çok geniş ve konforlu odaları tercih ediyorlar. Temizlik ise kesinlikle pazarlık konusu değil ve bizim için de hizmet standardının temelini oluşturuyor. Bunun yanında kahvaltı ve gastronomi çok belirleyici. Otantik, yerel karakteri olan lezzetler misafirler üzerinde güçlü bir etki bırakıyor. Tüm bunların doğal sonucu olarak zamanla tekrar eden misafir sayısı artıyor. Bu da ilişkiyi klasik “misafir-işletme” çizgisinden çıkarıp, karşılıklı güvene ve daha samimi bir bağa dönüştürüyor. Kültürel yakınlığın da etkisiyle iletişim çok daha kolay kuruluyor. Misafirler kendilerini evinde gibi hissederken, yerel işletmeler de onları çoğu zaman bir müşteri değil, aileden biri gibi karşılıyor.

MİSAFİRLERİNE SAMİMİ VE RAHATLATICI BİR ATMOSFER SUNUYOR

Soru: Türk turistler açısından Midilli’yi cazip kılan faktörler sizce neler?

Cevap: Gastronomi kesinlikle ilk sırada geliyor. Midilli’nin mutfağı gerçekten çok güçlü; porsiyonlar cömert, lezzetler yerel ve ortam son derece doğal. Ada hala “dokunulmamış” hissini koruyor; bu da misafirlere samimi ve rahatlatıcı bir atmosfer sunuyor. Bunun yanında Osmanlı döneminden kalan pek çok tarihi değer de Midilli’nin kültürel dokusunu zenginleştiriyor ve adaya ayrı bir derinlik katıyor. Lesvos, özellikle otantik ve kaliteli deneyimler arayan ziyaretçileri kendine çekiyor. Doğa yürüyüşleri, yürüyüş parkurları, gastronomi rotaları, Taşlaşmış Orman, Molyvos Kalesi ve Theophilos Müzesi gibi kültürel duraklar bu deneyimin önemli parçaları. Yapılan araştırmalar da bunu destekliyor. Ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 32’si dinlenmek, yüzde 25’i doğal güzellikler, yüzde 17’si ise kültürel keşif için adayı tercih ediyor. Bu tablo, Midilli’nin turizm ürününü başarıyla çeşitlendirdiğini gösteriyor. Benim hedefim ise bu güçlü altyapının yanına yüksek ve sürdürülebilir bir hizmet kalitesi eklemek. Midilli’yi yalnızca yaz aylarında değil, yılın farklı dönemlerinde de tercih edilen bir ada haline getirmek mümkün. Nitekim Lesvos’un UNESCO’nun Küresel Jeoparklar Ağı’na dahil olması da adanın çevresel ve eğitsel değeri yüksek bir destinasyon olarak uluslararası imajını güçlendiriyor.

TÜRK MİSAFİRLERİN KENDİNİ DAHA RAHAT VE GÜVENDE HİSSETMESİNİ ÖNEMSİYORUZ

Soru: Yüksek ve sürdürülebilir bir hizmet kalitesi hedefinizden söz ediyorsunuz. Bu yaklaşım çerçevesinde, Türk misafirlere yönelik özel olarak sunduğunuz hizmetler ya da uygulamalar var mı?

Cevap: Temelde tüm misafirlerimize aynı kalite standardını sunuyoruz. Sürdürülebilirlik de zaten bu standardın her misafir için istikrarlı şekilde korunmasıyla mümkün oluyor. Bununla birlikte, iletişim tarafında Türk misafirlerin kendini daha rahat ve güvende hissetmesini önemsiyoruz. Türkçe karşılama ve destek bu yüzden bizim için ekstra bir hizmetten ziyade doğal bir yaklaşım. Bunun yanında vize süreçleriyle ilgili gerekli belgeler konusunda misafirlerimize pratik destek sağlıyoruz, bu da seyahat öncesi stresi azaltan önemli bir unsur. Konaklama sürecinde ise misafirleri sadece otelde ağırlamakla yetinmiyoruz. En çok memnuniyet aldığımız geri bildirimler; tavernalar, eğlence, yerel deneyimler ve aktiviteler etrafında şekilleniyor. Misafirler “bir şeyler yapmak”, adayı yaşamak ve yerel hayatın bir parçası gibi hissetmek istiyor. Biz de sunduğumuz hizmetleri bu deneyimi destekleyecek şekilde kurguluyoruz.

SEFER SAYISINDAN ÇOK, DAHA DÜŞÜK SEZONLARDA DA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÖNEMLİ

Soru: Türkiye-Midilli feribot seferleri ve ulaşım imkanlarını yeterli buluyor musunuz? Bu konu, ada turizmini nasıl etkiliyor?

Cevap: Genel olarak Türkiye-Midilli arasındaki feribot seferlerinin önemli bir ihtiyacı karşıladığını söyleyebilirim. Özellikle yaz aylarında seferlerin artması, ulaşımı kolaylaştırarak Midilli’nin Türk misafirler tarafından daha fazla tercih edilmesine katkı sağlıyor. Burada kritik nokta ise sefer sayısından çok, bu seferlerin dolması ve özellikle daha düşük sezonlarda da sürdürülebilir talep oluşturması daha kritik. Planlı, dengeli ve sezonu uzatan bir yapı hedeflenmeli.

EKSPRES VİZE SAYESİNDE ÇOK SAYIDA TÜRK MİSAFİRİ AĞIRLADIK

Soru: Ekspres Vize yani Kapıda Vize uygulamasının Türk turist talebine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Kapıda vize uygulaması Türk turist talebini çok net şekilde destekliyor. Klasik Schengen süreci birçok kişi için zaman alıcı ve zorlayıcı olabiliyor. Ekspres Vize bu nedenle daha pratik çözümler sunuyor ve seyahat kararını kolaylaştırıyor. Bu uygulamanın kurumsallaşması, Türkiye’den Yunanistan’a olan turist akışındaki artışın en önemli itici güçlerinden biri haline geldi. Adaların giriş noktalarında verilen ve yedi günlük kalışa izin tanıyan tek girişli bu vize kolaylaştırma programı, 2025 itibarıyla Lesvos, Chios, Kos, Samos, Rodos, Leros, Kalymnos, Kastelorizo, Symi, Limnos, Patmos ve Samothrace olmak üzere toplam 12 Yunan adasında uygulanıyor. Rakamlar da bu ilginin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. 2024 yılında Lesvos, verilen 27 bin 600 kapıda vize ile hızlı vize uygulamasında ilk sırada yer aldı. Onu 25 bin vize ile Chios takip etti. 2025 yılında da Ekspres Vize sayesinde çok sayıda Türk misafiri ağırlamaya devam ettik.

FUARLAR İLİŞKİLERİ GÜÇLENDİRİYOR SATIŞLARA KATKI SAĞLIYOR

Soru: Kapıda vize uygulamasının yarattığı bu hareketlilik, Türkiye’de katıldığınız turizm fuarlarında Midilli’ye olan ilgide de hissediliyor mu?

Cevap: İlgi var ama daha iyisi olabilir. Adayı bilen ve yakından takip eden sektör profesyonelleriyle karşılaşıyoruz, bu da doğru bir noktada olduğumuzu gösteriyor. Bununla birlikte, bu ilgiyi daha geniş kitlelere yaymak için daha planlı ve koordineli bir katılımın faydalı olacağına inanıyorum. Özellikle yıllar içinde yeni yüzlerin ve farklı şehirlerden katılımcıların Midilli’ye daha fazla ilgi göstermesini isterim. Fuarların etkisi her zaman doğrudan ve anında satış olarak görülmeyebiliyor. Çünkü planlamalar çoğu zaman daha önceden yapılıyor. Ancak ilişkiyi güçlendirdiği için dolaylı olarak satışlara mutlaka katkı sağlıyor. Bazen bu etkinin karşılığı aynı sezonda bazen bir sonraki sezonda görülüyor.

TÜRK MİSAFİRLERİMİZİ ADANIN GÜZELLİKLERİNİ DENEMEYE DAVET EDİYORUM

Soru: Öncelikle bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz. Son olarak, okurlarmıza Midilli Adası için vermek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?

Cevap: Benim için de çok keyifliydi, teşekkür ederim. Midilli, yakınlığı kadar samimiyetiyle de özel bir ada, Türk misafirlerimizi bu sıcaklığı paylaşmaya davet ediyorum. Aynı masada ouzo içmek, hikayeler paylaşmak ve karşılıklı anlayışla yakın olmak çok kıymetli. Lesvos otantik bir ada, hızlı yaşamın ve sürekli gürültünün içinde, daha “sıcak” ve gerçek bir nefes alma alanı sunuyor. Bu deneyimi merak edenler için, Yunanistan-Türkiye hattında turizm, girişimcilik ve kültür başlıklarını Türkçe anlatmaya çalıştığım Yunanturizmci kanalımda da zaman zaman gözlemlerimi paylaşıyorum. Doğrudan iletişimde, zaman zaman daha avantajlı ya da esnek koşullar sunabiliyor; vize için gerekli belgeler konusunda yol gösteriyor ve iptal süreçlerinde de anlayışlı bir yaklaşım benimsiyoruz. Önemli olan, buraya gelen herkesin kendini iyi hissetmesi ve adadan güzel anılarla ayrılması.

Fulya OMAÇ / Midilli - YUNANİSTAN