Ortodontik tedavide endişeye mahal yok! "Pekiştirme tedavisi" ile etkili sonuç
Altınbaş Üniversitesi Diş Hastanesi'nden Prof. Dr. Sabri İlhan Ramoğlu, ortodontik tedavinin sonrasında, hastaların endişelerini büyük oranda ortadan kaldıracak olan "pekiştirme tedavisi"ni anlattı.
- SAĞLIK / 08.07.2026 Saat: 14:11
Altınbaş Üniversitesi Diş Hastanesi'nden Prof. Dr. Sabri İlhan Ramoğlu, dişsel ve iskeletsel düzeltimleri kapsayan aktif ortodontik tedavinin sonrasında, hastaların endişelerini çok büyük oranda ortadan kaldıracak olan "pekiştirme tedavisi" uyguladıklarını belirterek, "Genellikle bunun için dişlerin arkasına yapıştırılan teller veya gerektiğinde bunlara ek olarak hastanın kendi takıp çıkarabildiği apareyler kullanılmaktadır" diye konuştu.
Prof. Dr. Ramoğlu, dişlerin kemik içindeki hareketleri veya iskeletsel yapılara uygulanan kuvvetlerin vücutta bir dizi hücresel cevaba sebebiyet verdiğini belirterek, "Bununla birlikte tüm yapılar birbirleriyle etkileşim halindedir. Özellikle problemin altında yatan sebeplerin genetik kodlarla ilişkileri göz önünde bulundurulursa, yeni ulaşılan sonuçların kalıcı olması için birtakım tedbirlerin alınması ve belirli bir süre elde edilen sonucun korunması gerekmektedir. İşte bu sürece pekiştirme veya retansiyon süreci denir ve bu süreçte yapılan uygulamalara "pekiştirme tedavisi" adı verilir" dedi.
Özellikle hastanın gülüşünde en büyük rolü oynayan ön dişlerin hareket etmesinin istenmediğini ifade eden Prof. Dr. Ramoğlu, "Bu sebeple alt ve üst ön dişler, dişlerin dile bakan yüzeylerine yapıştırılan ince bir tel ve bu teli örten diş rengindeki dolgu materyali yardımıyla blok hâline getirilir. Bununla birlikte, ortodontist tarafından gerekli görüldüğünde, bu uygulamaya ek olarak hastanın takıp çıkarabileceği plaklar da pekiştirme tedavisine dâhil edilebilir. Arka dişlerin konumlarının korunmasında ise daha çok takıp çıkarılabilen apareyler kullanılır. Arka dişlerin şekilleri de tellerin bu bölgeye uzatılması için çok uygun değildir. İyi bir kapanışın sağlandığı ve ön dişlerin korunduğu durumlarda, arka dişlerin de çok fazla hareket etme ihtimali yoktur. Sadece “settling” adını verdiğimiz, daha iyi bir kenetlenme pozisyonuna ulaşmak için dişler minör hareketler yapabilir. Bu da istenen bir gelişmedir" diye konuştu.
Hastaların bu tellerle ilgili en büyük endişelerinin alışıp alışamayacakları ve tellerin ne kadar süreyle ağızda kalacağı olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ramoğlu, şöyle devam etti:
"Bu teller dişlerin iç bükey bölgelerine yerleştirilip üzerleri dolgu ile kaplandığı için bir miktar kalınlık oluşturur; ancak genellikle kısa sürede hasta tellerin varlığını bile unutur. Tellerin kalma süresi konusuna gelince; genel tercih, mümkün olan en uzun süre, hatta mümkünse hayat boyu kalmalarıdır. Bunun sebebi yalnızca tedavi sonuçlarının geriye dönmesini engellemek değildir. Çocuklarda ve gençlerde büyümeye, erişkin hastalarda ise yaş almaya bağlı olarak ortaya çıkabilecek değişikliklerin de önüne geçmek ve hastaların ikinci bir ortodontik tedaviye ihtiyaç duymamalarını sağlamaktır. Dolayısıyla çok özel bir durum olmadığı takdirde tellerin çıkarttırılmaması; kırılma veya kopma gibi durumlarda ise tamir edilmesi ya da yenilenmesi tarafımdan tavsiye edilmektedir. Ayrıca, hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları da bu süreçte yaşanabilecek olası problemlerin önlenmesinde önemli rol oynayacaktır."
Prof. Dr. Ramoğlu, tedavi sonrasında elde edilen sonucun korunması amacıyla uygulanan pekiştirme tedavisinin yalnızca ortodontik tedavinin sonuçlarının devamlılığını sağlamak açısından değil, hastaların ilerleyen yıllarda tekrar estetik ve fonksiyonel problemler yaşamalarının önüne geçmek açısından da büyük önem taşıdığını da bildirdi.