"AI soru yanıtlayan değil, aksiyon alabilen sisteme evrilmeli"
GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu: "Güçlü bir LLM, otomatik olarak kurumsal bir yapay zekâ asistanı görevi üstlenmez."
- TEKNOLOJİ / 02.10.2026 Saat: 15:58
Yapay zekâ teknolojilerinin iş dünyasındaki kullanımının Geri Alma Destekli Üretim teknolojileriyle sınırlı kaldığına dikkat çeken GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, bu yaklaşımın yapay zekânın gerçek potansiyelini daraltma riski taşıdığını kaydetti. Kurumların bu alana yaptığı yatırımın karşılıksız bırakıldığını ifade eden Gündoğdu, “Kurumsal yapay zekâ stratejileri soru yanıtlayan modellerin ötesine geçerek aksiyon alabilen sistemlere evrilmesi gerekiyor. Yapay zeka bu sayede çözüm önerileri de sunarak kurumların hedefleri gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor” dedi.
Yapay zekâ alanında son yıllarda yaşanan hızlı yükselişin önemli bir bölümünde kurumsal kullanım, chatbot etrafında şekilleniyor. Çalışanlar sorular soruyor, büyük dil modeli olan LLM yanıtlar üretiyor. Kurumlar ise bu modeli Retrieval-Augmented Generation (RAG) olarak adlandırılan Geri Alma Destekli Üretim aracılığıyla kendi iç dokümanlarına bağlayarak yapay zekâ asistanının bu bilgilere hâkim olmasını ve soruları bu veriler ışığında cevaplamasını sağlıyor. Bu yaklaşım kısa vadede değer yaratsa da yapay zekânın gerçekte neye dönüşebileceğine ve kapasitesine ilişkin bakış açısını daralttığını vurgulayan GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, bundan hareketle asıl önemli dönüşümün daha küçük dil modellerinden daha büyük modellere geçiş olmadığını kaydetti. Gündoğdu, “Dönüşüm; yanıt üreten sistemlerden, hedefleri takip edebilen, karar verebilen ve yönetişim çerçevesinde aksiyon alabilen sistemlere geçiştir. Bir bakıma bu dönüşüm, bizi yapay zekânın temel kavramlarından birine, mantıklı kararlar alabilen rasyonel ajanlara (rational agents) geri götürüyor” dedi.
"Güçlü bir LLM, otomatik olarak kurumsal bir yapay zekâ asistanı görevi üstlenmez."
GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, güçlü bir büyük dil modelinin (LLM) tek başına kurumsal yapay zekâ asistanı oluşturamayacağını vurguluyor. Yeni nesil otonom sistemlerin; kurumsal bilgiye erişim, iş uygulamalarıyla etkileşim, bağlamı koruyacak bellek, çok adımlı süreçleri yönetecek koordinasyon ve yetkilendirmeyi belirleyen yönetişim mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, iş hedefinden muhakemeye, kurumsal bilgiden araç seçimine ve aksiyondan değerlendirmeye uzanan yeni bir mimariyi ortaya çıkarıyor. Model bu mimarinin bir parçası hâline gelirken, artık mimarinin kendisi olmaktan çıkıyor. Özellikle karmaşık teknoloji altyapılarına sahip kurumlar için bu durum kritik önem taşıyor. ERP, CRM, BT yönetim sistemleri ve sektöre özgü uygulamalar varlığını sürdürürken, yapay zekânın bu mevcut ortamın içinde çalışması gerekiyor. Bu noktada Model Context Protocol (MCP) gibi birlikte çalışabilirlik standartları öne çıkıyor. Araçların ve bağlamsal bilgilerin standart mekanizmalarla erişilebilir hâle getirilmesi, her yapay zekâ uygulaması ile kurumsal sistem arasında ayrı entegrasyon geliştirme ihtiyacını azaltıyor. Ancak Gündoğdu’ya göre, bağlantı kurabilmek tek başına güvenilir otomasyon anlamına gelmiyor.
“Rasyonel aksiyon her zaman değişikliği gerçekleştiren olmayabilir”
GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, otonom yapay zekâ asistanlarına yönelik yoğun ilginin beraberinde maksimum otonomiyi ilerlemenin ölçütü olarak görme riskini barındırdığını belirtti. Mantıklı kararlar alabilen bir sistemin, teknik olarak mümkün olsa bile her aksiyonu otomatik biçimde gerçekleştirmemesi gerektiğini vurgulayan Gündoğdu, özellikle finansal işlemler, müşteri bilgileri ve kritik altyapılarda insan onayının önemine dikkat çekti. Yeni nesil kurumsal yapay zekâ mimarisinin; kimlik, yetkilendirme, denetlenebilirlik ve insan gözetimiyle birlikte tasarlanması gerektiğini ifade etti.
“Kurumsal yapay zekânın geleceğini, giderek daha fazla insan gibi konuşan chatbot'lar belirlemeyecek”
Kurumsal sistemde yeni rekabet avantajının aksiyon almaktan geçtiğine dikkat çeken Gündoğdu, açıklamasında şunlara değindi: “Rekabet avantajı; zekâyı kendi verilerine, iş akışlarına ve kurumsal sistemlerine güvenli biçimde bağlayabilen ve yapay zekânın gerçekleştirdiği aksiyonların sonuçları gerçekten iyileştirip iyileştirmediğini ölçebilen kurumlara ait olacak. Bu dönüşüm, yöneticilerin sorması gereken soruyu da değiştiriyor. ‘Hangi yapay zekâ modelini kullanmalıyız?’ sorusu yerine ‘Yapay zekânın hangi kararlara ve süreçlere katılmasına izin vermeliyiz ve bunu hangi yönetişim modeli altında yapmalıyız?’ sorusu daha önemli. Bu, yanıtlanması çok daha zor bir soru. Ancak gerçek kurumsal dönüşüm de tam olarak burada başlıyor. Kurumsal yapay zekânın geleceğini, giderek daha fazla insan gibi konuşan chatbot'lar belirlemeyecek. Bu geleceği; zekâyı güvenilir, ölçülebilir ve yönetişim altında gerçekleştirilen aksiyonlara dönüştürebilen sistemler belirleyecek.”