45. Mühendislik Dekanları Konseyi İstanbul Atlas Üniversitesi Ev Sahipliğinde Gerçekleşti

İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen '45. Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK), Türkiye’nin farklı üniversitelerinden mühendislik fakültesi dekanlarının katılımıyla gerçekleşti.

İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen '45. Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK), Türkiye’nin farklı üniversitelerinden mühendislik fakültesi dekanlarının katılımıyla gerçekleşti. Mühendislik Müfredatının Geleceği: Esneklik, Modülerlik ve Yetkinlik Temelli Eğitim Çalıştayı’nda müfredat, yapay zekâ, akreditasyon, kalite, sanayi entegrasyonu ve uygulamalı eğitim modelleri ele alındı. Programın ikinci gününde ise mühendislik fakültelerinde yenilikçi uygulamalar ve deneyim paylaşımına yönelik oturumlar gerçekleştirildi; sürekli iyileştirme süreçleri, veri tabanlı akreditasyon çalışmaları ve uygulamalı mühendislik eğitimi örnekleri paylaşıldı.

İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu'nda gerçekleştirilen ve iki gün boyunca süren 45. Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK), Türkiye’nin farklı üniversitelerinden mühendislik fakültesi dekanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Mühendislik öğrencileri, uygulama becerisi kazanmalı ve sektörle bağ kurmalı”

İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmasında mühendisliğin günümüzde yalnızca teknik çözümler üreten bir disiplin olmanın ötesine geçerek yapay zekâ, veri bilimi, sürdürülebilirlik, biyoteknoloji, akıllı sistemler ve dijital dönüşüm gibi alanlarla çok daha geniş, disiplinler arası bir yapıya evrildiğini; günümüz dünyasında mühendislerden yalnızca teknik bilgiye sahip olmalarının değil; aynı zamanda problem çözebilen, farklı disiplinlerle birlikte çalışabilen, dijital yetkinlikleri güçlü ve değişime hızla uyum sağlayabilen bireyler olmalarının beklendiğini söyledi.

Ülkemizde mühendislik fakültesi bulunan tüm üniversitelerin, eğitimi yalnızca sınıf ortamıyla sınırlamayan; inovasyonu, uygulamalı eğitimi, araştırma kültürünü ve dijital dönüşümü merkeze alan bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Öğrencilerimiz teorik bilgi kadar uygulama becerisi kazanmalı, sektörle güçlü bağlar kurmalı ve teknolojik dönüşüm süreçlerine aktif şekilde uyum sağlamalı” dedi. Mühendislik eğitiminde disiplinler arası yaklaşımın giderek daha kritik hale geldiğini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Sağlıktan çevreye, şehir planlamasından savunma sanayine kadar pek çok alan artık mühendislik disiplinlerinin ortak üretimiyle ilerliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin farklı alanlarla etkileşim kurabilen, analitik düşünebilen ve çok yönlü bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz” dedi.

“Sağlık ve mühendisliği bir araya getiren disiplinler arası yaklaşım, geleceğin üniversite modeli”

Üniversite olarak yürütülen dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında; yapay zekâ destekli eğitim uygulamaları, veri odaklı akademik süreçler, teknoloji entegrasyonuna dayalı eğitim modelleri gibi konular üzerinde yoğunlaştıklarını belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bunun yanında, üniversitemizin temelini oluşturan yaklaşık 30 yıllık hastanecilik ve sağlık sektörü tecrübesi; sağlık teknolojileri, biyomühendislik, nöroteknoloji ve yapay zekâ tabanlı sağlık uygulamaları gibi alanlarda daha güçlü ve odaklı çalışmalar yürütmemize önemli katkı sağlıyor. Özellikle sağlık ve mühendisliği bir araya getiren, disiplinler arası yaklaşımın, geleceğin üniversite modeli açısından kritik olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda hem akademik hem de uygulamalı altyapımızı sürekli geliştirerek sağlık teknolojilerinde ülkemize değer katacak çalışmaları desteklemeyi sürdürüyoruz” dedi.

Prof. Dr. Hasan Hüseyin Balık: “Mühendislik, günümüzde interdisipliner bir köprü haline gelmiştir”

İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Balık, mühendisliğin bilim dünyasındaki konumunun artık klasik tanımların çok ötesine geçtiğini belirterek “Geçmişte mühendislik, kendi sınırları olan ve çoğu zaman kapalı devre işleyen bir disiplin olarak algılanırken günümüzde temel bilimlerin keşiflerini birer somut değere dönüştüren ana sistem entegratörü ve interdisipliner bir köprü haline gelmiştir. Bugün dünyamızın karşı karşıya olduğu  iklim krizi, dirençli enfeksiyonlar tek bir disiplinin içerisine sığdırılacak kadar basit algılanamaz. Bir mühendis tıbbın ihtiyaç duyduğu bir teşhis cihazını projelendirebilmeli, sosyolojinin anlamlandırmaya çalıştığı büyük veriyi işleyebilmeli, çevresel sorunlara somut mühendislik çözümleri sunabilmelidir. Dolayısıyla bizlerin asli görevi öğrencilerimizin teknik birer uygulayıcıdan ziyade bu devasa sistemin sistem mimarları olarak yetiştirmektir” diye konuştu.

“Yapay zekayı müfredatımızın en stratejik bileşeni haline getirmeliyiz”

Bu toplantıda yapay zekanın da çok derin analiz edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Balık, “Yapay zeka kapıda bekleyen bir gelecek projeksiyonu değil, tasarım süreçlerimizin ve üretim bantlarımızın merkezine yerleşmiş yaşayan bir mekanizmadır. Standart hesaplamaları yapan, rutin kodları yazan veya bilinen tasarımları çizen geleneksel mühendislik yaklaşımlarının yerini hızla otonom sistemler almaktadır. Bu noktada geleceğin mühendisi yapay zekanın ürettiği devasa verileri yorumlayabilen, doğru algoritmaya doğru sorular sorabilen ve sistemin etik sınırlarını çizebilen bir otorite olmak zorundadır. Fakültelerimizi yeni çağa hazırlarken yapay zekayı bir tehdit olarak görmek yerine müfredatımızın en stratejik bileşeni haline getirmek zorundayız. Yapay zeka prensipleri inşaattan makineye, endüstriden genetiğe kadar tüm mühendislik dallarının temel çekirdek müfredatına doğrudan eklenmelidir” diye konuştu.

Prof. Dr. Yılser Devrim: “Mühendislik eğitiminin dönüşümü değerlendirilecek”

MDK Genel Sekreteri Prof. Dr. Yılser Devrim, konseyin uzun yıllar boyunca yaptığı çalışmaların ülkemizde mühendislik eğitimine yön verdiğini belirterek yenilikçi uygulamaların yaygınlaşması ve ortak sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi açısından da kıymetli katkılar sunduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılser Devrim, toplantıda mühendislik eğitiminin dönüşümünün değerlendirileceğini, mühendislik müfredatlarının geleceği, esneklik ve modülerlik, yetkinlik temel eğitimi çalıştayı düzenleyeceklerini kaydetti.

Prof. Dr. Ali Sınağ: “Mühendislik Eğitiminde Kalite”

İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sınağ, açılış konuşmalarının ardından gerçekleşen özel oturumda “Mühendislik Eğitiminde Kalite” başlıklı sunumunda mühendislik eğitiminde geçmişten günümüze değişen kalite anlayışını ele aldı.

Yüksek öğretimin değişen yapısını geçmişten günümüze değerlendiren Prof. Dr. Ali Sınağ, yüksek öğretimde değişen anlayışa dikkat çekerek “Önceden üniversiteye giriş puanları, öğrencilerin aldığı not vs gibi geri bildirimler, eğitimde derslerin sürdürülebilir olarak devam etmesi, 20-30 yıllık müfredatların kullanılması gibi bir anlayış vardı. Şu anda mezunların ne kadar kısa sürede istihdam edildiği, mezunların ne kadar yetkin olduğu konuşuluyor. Sanayi ve sektör bizden ne istiyor, artık bununla ilgili çalışmalar yapılıyor. Müfredat tasarlanırken sanayi ve sektörün görüşleri göz önünde tutuluyor” dedi.

“Öğrenci, lisans seviyesindeyken AR-GE ile tanıştırılmalı”

Yetkin insan gücünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Ali Sınağ, “Altyapı ve cihaz envanteri gibi insan kaynağı envanteri de önemli. Üniversiteler olarak genç araştırmacı yetiştirme gibi bir sorumluluğumuz var. Eğitim ve öğretimin geri bildirimlerini, kalitesini, niteliğini, dersin içeriğinin ölçülmesi büyük önem taşıyor. Öğrenci odaklılık çok önemli. Öğrenci odaklılık, sadece sosyal imkanlardan yararlandığı bir yapı gibi anlaşılıyor ancak öğrenciyi araştırarak öğrenmeye teşvik eden bir yapıdan bahsediyoruz. Öğrenci lisans seviyesindeyken AR-GE ile tanıştırılmalı. Örneğin TÜBİTAK’ın 1001 Proje yürütücülerinin uyguladığı Star programında lisans öğrencisiyken araştırmacıyla araştırma konuşabiliyor.”  dedi.

“İdeal üniversite paydaş katılımını önemsemelidir”

Üniversite sanayi iş birliğinin önemine değinen Prof. Dr. Ali Sınağ, “Üniversitelerin bilginin ticari ürüne dönüştürmede ve yaptıkları çalışmaları toplumsal faydaya dönüştürmesi noktasında toplumla iş birliği içerisinde olması gerekiyor. Öğrencilerin artık sektörle iletişim içerisinde olması önem kazanıyor. Veri odaklı yönetişim kavramını hayata geçirdiğimizde iş birliklerinin daha etkili olacağını söyleyebiliriz. İdeal üniversite, kalite güvencesine sahip, misyon farklılaşmasını benimsemiş, paydaş katılımını önemseyen şeklinde tanımlanabilir” dedi.

Müfredattan Yenilikçi Uygulamalara Önemli Paylaşımlar Gerçekleşti

Konseyin ilk gününde gerçekleştirilen Mühendislik Müfredatının Geleceği: Esneklik, Modülerlik ve Yetkinlik Temelli Eğitim Çalıştayı’nda müfredat, yapay zekâ, akreditasyon, kalite, sanayi entegrasyonu ve uygulamalı eğitim modelleri ele alındı. Programın ikinci gününde ise mühendislik fakültelerinde yenilikçi uygulamalar ve deneyim paylaşımına yönelik oturumlar gerçekleştirildi; sürekli iyileştirme süreçleri, veri tabanlı akreditasyon çalışmaları ve uygulamalı mühendislik eğitimi örnekleri katılımcılarla paylaşıldı.