İklim Değişikliğiyle Mücadelede Mimarlık, İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Disiplinleri Kriti
5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Atlas Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Peyzaj Yüksek Mimarı Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, iklim değişikliğiyle mücadelede tasarım ve yapı bilimlerinin kritik rol üstlendiğini belirterek sürdürülebilir ve dirençli yaşam çevreleri oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha görünür hale geldiğini belirten Dr. Beyza Çermikli, geleceğin yaşanabilir kentlerinin ancak sürdürülebilir tasarım, yeşil altyapı ve çevresel sorumluluk anlayışıyla şekillendirilebileceğini söyledi.
Atlas Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Peyzaj Yüksek Mimarı Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı açıklamada Dünya Çevre Günü ve iklim eyleminde iç mimarlık ve çevre tasarımının rolünü değerlendirdi. Enerji verimli yapılar, yeşil altyapı sistemleri ve çevreye duyarlı tasarım yaklaşımlarının iklim eyleminin temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı.
5 Haziran Dünya Çevre Günü: Sürdürülebilir kalkınma ve çevresel sorumluluk konularında farkındalık amaçlanıyor
Dünya Çevre Günü’nün, çevrenin korunmasına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla her yıl 5 Haziran tarihinde kutlanan ve hükümetleri, sivil toplum kuruluşlarını, akademik çevreleri ve bireyleri ortak bir amaç etrafında buluşturan en kapsamlı uluslararası çevre etkinliklerinden biri olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, “Temelleri, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı’na dayanan bu özel gün, günümüzde sürdürülebilir kalkınma ve çevresel sorumluluk konularında küresel ölçekte farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir” dedi.
Bu yılın teması: İklim Eylemi
Günümüzün çözüm aranan en acil ve öncelikli konularından biri olan iklim değişikliğinin Dünya Çevre Günü nedeniyle bir kez daha gündemde olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, şunları söyledi:
“2026 yılı Dünya Çevre Günü teması olan “İklim Eylemi”, iklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir öngörü değil, günümüzün somut ve acil sorunlarından biri olduğunu vurgulamaktadır. Yükselen sıcaklıklar, kuraklıklar, aşırı hava olayları, orman yangınları, su kaynaklarının azalması ve deniz seviyesindeki yükselme gibi etkiler, iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutlarını her geçen gün daha görünür hale getirmektedir. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda kentlerin, yapıların ve yaşam çevrelerinin yeniden düşünülmesini gerektiren çok disiplinli bir süreç olarak değerlendirilmektedir.
Bu noktada mimarlık, peyzaj mimarlığı, iç mimarlık, şehir ve bölge planlama disiplinleri oldukça önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Yapılaşma süreçleri, kentleşme politikaları ve kaynak tüketim alışkanlıkları, iklim değişikliğinin oluşumunda ve etkilerinin derinleşmesinde belirleyici faktörler arasında yer almaktadır. Dünya genelinde enerji tüketiminin ve sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümü yapı sektöründen kaynaklandığı için tasarım ve planlama süreçlerinde alınan kararlar, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir.”
Yapılar tasarlanırken çevresel etkilerin en aza indirilmesi hedeflenmeli
Yapı özelinde alınan tasarım kararlarının, kullanıcı ihtiyaçlarını karşılarken çevresel etkileri en aza indirmeyi amaçlayan yaklaşımlarıyla iklim değişikliğiyle mücadelede stratejik bir rol üstlendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, “Enerji verimliliğini destekleyen mekânsal çözümler, doğal aydınlatma ve havalandırma olanaklarının etkin kullanımı, düşük karbon ayak izine sahip malzemelerin tercih edilmesi ve yaşam döngüsü odaklı tasarım anlayışı, sürdürülebilir iç mekânların oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Bu yaklaşımlar yalnızca enerji tüketimini azaltmakla kalmamakta, aynı zamanda doğal kaynakların korunmasına ve çevresel etkilerin azaltılmasına da hizmet etmektedir” diye konuştu.
Kentsel alanlarda çevresel sistemlerin kullanılması olumsuz etkileri azaltabilir
Özellikle yoğun yapılaşmanın görüldüğü kentsel alanlarda kullanılacak bazı sistemlerin iklim değişikliği etkilerini azaltmada etkili olacağını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, “Kent bütününde ise yeşil altyapı sistemlerinin geliştirilmesi, açık ve yeşil alanların artırılması, yağmur suyu yönetim stratejilerinin uygulanması ve ekolojik koridorların oluşturulması, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına yönelik önemli uygulamalar arasında yer almaktadır. Özellikle yoğun yapılaşmanın görüldüğü kentsel alanlarda yeşil alanların artırılması; kentsel ısı adası etkisinin azaltılması, hava kalitesinin iyileştirilmesi ve biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi açısından önemli katkılar sunmaktadır. Toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi, yaya ve bisiklet öncelikli ulaşım ağlarının yaygınlaştırılması ve karma kullanımlı yerleşim modellerinin teşvik edilmesi, karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamaktadır.”
Tasarım ve planlama disiplinleri: İklim eyleminin önemli aktörleri
Dr. Öğretim Üyesi Beyza Çermikli, sözlerini şöyle tamamladı:
“İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca çevresel bir sorunun çözümüne yönelik değil, aynı zamanda daha yaşanabilir, dirençli ve sürdürülebilir kentler oluşturmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu bağlamda mimari disiplinler, enerji verimli yapılar, çevreye duyarlı mekânlar ve sürdürülebilir kentsel çevreler geliştirilmesine katkı sağlayarak iklim eyleminin önemli aktörleri arasında yer almaktadır. Geleceğin yaşam çevrelerinin şekillendirilmesinde tasarım ve planlama disiplinlerinin üstleneceği rol, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması açısından her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.”
Yorum Yaz
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.